Noktadan Noktaya

Her birimiz acıyı yaşamın içinde farklı şekillerde deneyimliyoruz. Kimimiz duygusal acı içindeyken, kimimiz acının fiziksel halini daha çok hissedebiliyor. Acıyı dönüştürmediğimiz sürece acı, hayatımızın tümünü kaplayacak, kapsayacak ve yönetecek kadar güçlü bir durum haline gelebilir. Zihnimiz acı ile beslenmeye, bedenimiz acıyı sürekli olarak hissettirmeye başlayabilir.

“Acı” kelimesi Eski Türkçe dilindeki “āçıġ” (açı) kelimesinden evrilmiştir. “Açı”, Eski Türkçe’de “acımak” fiilinden türemiştir. Günümüzdeki “açı” kelimesinin tanımı ise bir noktadan ayrılan iki doğru çizgi arasındaki açıklıktır.

Nokta, her şeyin başlangıcıdır. 360 derecedir. Sınırsızdır, sonsuzdur. Her şeyi kapsar ve tüm varoluşu içinde barındırır. Noktadan iki çizgi ayrılınca açı oluşmaya başlar, çizgiler arası mesafe arttıkça aradaki açı da aynı şekilde genişler. Noktadan ayrılan çizgiler fazlalaştıkça, noktanın üstü kapanmaya başlar. Nokta tüm varoluşu ile orada olsa dahi, çizgilerin başlangıcının noktanın kendisi olduğunu fark etmek ve hatırlamak zorlaşır. Bir süre sonra nokta, bambaşka bir forma bürünmüş, farklı görünümlere ve şekillere sahip olmuştur. Nokta unutulmuştur.

Nokta, Öz’üyle bir olduğunun bilincinde olan, tam ve bütün insanı temsil eder. Tüm evreni içinde barındırandır. Noktanın olduğu yerde ayrılık bilinci yoktur. İnsan, Öz’üyle bir olduğunun tam farkındalığındadır. Öz’üyle daimi bağlantıdadır ve gerçek varoluşunun deneyimindedir. Burada çizgiler daha oluşmamıştır.

Çizgiler, ‘ben’ ve ‘benim’ zannedilenlerin tümüdür. İsim, beden, karakter, huylar, özellikler, duygu ve düşünceler… Nokta, aslında çizgileri kendini genişletmek ve kendini bilmek için yaratır; ancak yaşamın akışı içinde bu çizgilerin kendisi tarafından yaratıldığını unutur. Bu yüzden nokta, yani tam ve bütün insan, tek gerçekliği olan Öz’ünden uzaklaşmaya, sınırsız ve sonsuz olduğu unutmaya başlar. Oysaki çizgiler gerçekliği yansıtmıyordur. Onlar yanılsamadır, illüzyondur. Yanılsamalar ile Öz’ün üstü kapanmaya başlar. İllüzyon insanın gerçekliği haline gelir. Birlik bilinci yerini ikilik bilincine bırakır. En büyük ve derin acı, insanın Öz’ünden ayrı olduğuna dair inancı başladığı an oluşur. Acı da bu şekilde, yine insanın kendisi tarafından yaratılmış olur.

Acı, bizim yaratımımızdır. Acıyı yaratma sorumluluğunu almadan acıyı dönüştürmek mümkün değildir… İnsan ikilik bilincinde ise zihninde daimi bir acı vardır. Acı beraberinde ıstırap ve kurban sendromunu getirir. Acı, her duygu ve durumda olduğu gibi, sadece bir enerjidir.

Acı enerjisi zihindedir. Aşk acıları, kayıplar, yaslar, çoktan bitmiş olan ancak bir türlü bırakılamayan deneyimler, geçmiş ve geleceğe dair hissedilen tüm acılar, travmalara tutunmalar bu yüzdendir. Tanımlar ve sınırların acı vermesi ve bizi sıkıştırması bu yüzdendir.

Acı enerjisi aynı zamanda zihni yansıtan bedendedir. Bedensel ağrılar, sıkışıklıklar ve huzursuz eden duyumsamaların sebebi zihnimizdeki acıya tutunmamızdan başka bir şey değildir.

Zira Öz’de acıya dair hiçbir tanım yoktur. Öz, acının tanımını bilmez. Acının ne olduğunu bilmez. Öz, yalnızca saf sevgidir. Sevgi dilidir. Tanımsızdır. Sadece olma halidir. Noktadır. Sabit gibi gözüken; ancak tüm hareket olanaklarına sahip olandır. Geniştir, 360’tır, her şeyin toplamıdır. Bu yüzden sonsuz gücün, tüm yaşam enerjisinin, kaynağın kendisidir. Gerçektir.

Nefesimiz illüzyon ile gerçeklik arasındaki farklı sezebilmek, acı enerjisini dönüştürerek bize hizmet eder hale getirmek için bir katalizör görevi görür. Bilincimizdeki çizgileri yeniden noktaya davet etmek ve noktada toplamak için nefesimizi kullanabiliriz.

Derin bir nefes al.
Öncelikle noktanın kendisi olduğunu sez. Hatırla. 360’ın enerjisini tüm hücrelerinde hisset.

Derin nefesler almaya, aldığın nefesleri nazikçe vermeye başla.
Yavaş; ama birbirini takip eden dairesel nefesler olsun.

Şimdi sana acı veren çizgileri tek tek kendine davet etmeye başla.
Hangi düşünceler, hangi duygular,
Bitmiş olan; ancak bırakmakta zorlandığın hangi deneyimler,
‘Ben’ ve ‘benim’ illüzyonu ile kendini sıkıştırdığın ne var ise…
Kendine çağır.

Nefes alırken enerjinin noktadan çizgilere, nefes verirken ise enerjinin çizgilerden yine noktaya doğru dairesel hareketini hissedebilirsin. Bilincinin önce teklikten ikiliğe, sonra yeniden ikilikten tekliğe doğru hareket ettiğini sezebilirsin.

Nokta hem her şeyin başlangıcı hem de bitişidir. Her şeyin önce doğduğu, sonra yeniden toplandığı ve bütünlendiği alandır.
Sen unuttuğun, kendinden ayrı olduğunu zannettiğin her şeyi yeniden kendinde toplayansın.
Kendini bütünleyensin.

Hareket kendinden kendine,
Yol kendinden kendine,
Yolculuk kendinden kendine,
Nefes kendinden kendinedir.

Kendine her dönüşün,
Düzensizliğin içinden düzene,
Kaostan Kaynak’a dönüştür.

Acıdan Sevgi’ye,
İkiden Bir’e,
Gerçek olana, şimdi anına dönüştür.

Her şey Ben’den çıkar, Ben’e geri döner.
Her şey Sen’den çıkar, Sen’e geri döner.
Her şey O’ndan çıkar, O’na geri döner.

Kendinden kendine olsun tüm dönüşlerin,
Kendinden kendine olsun tüm hareketin…
Noktadan noktaya…

Ve de öyledir.

…ve derin bir nefes.

Kendine dönmek, sandığından daha yakın

Bugün Melda ile iletişime geç
ve randevunu oluştur.

Sen ne düşünüyorsun?

İlgili yazılar

Yolculuğunda sana eşlik edecek diğer yazılar.

Katılımcı Yorumu

Katılımcı Yorumu

Katılımcı Yorumu