Nefesin Hareketi

Potansiyel kelimesi, Fransızca “potentiel” kelimesinden dilimize girmiş olup, “gizil güç” anlamına gelir. Gizil, içinde bulunanın durumu değişince ortaya çıkan, varlığını gizli kılmış olan demektir. Bir diğer deyişle, potansiyelimiz kendi içinde bulunduğumuz durum değiştikçe, yani dönüştükçe ortaya çıkan gizil güçtür.

İçinde bulunduğumuz durumun değişmesi ne demek? Kendimizi hatırlamak, kendimizi bilmek demek…
Dönüşüm nerededir, nerede gerçekleşir? Tabi ki bilincimizde…

Gizil güç hepimizde var. Potansiyellerimizin tamamı içimizde mevcut ve her birimiz sonsuz potansiyele sahibiz. Potansiyellerimizin var olduğu yer ise kalbimizdir. Ancak biz dönüştükçe yüksek potansiyelimize geçebiliriz, potansiyellerimizi harekete geçirebiliriz. Potansiyelimiz, bilincimiz dönüştükçe kendiliğinden ortaya çıkar.

Her birimizin en doğal ve kolay ulaşılabilir dönüşüm aracı ise kendi nefesidir. Nefesimizin de kendi potansiyeli vardır. Nefesimizi kısıtlayan, nefes alış ve verişimizi engelleyen, sıkıştıran enerjileri, kodları, duygu ve düşünceleri dönüştürdükçe nefesimiz de kendi yüksek potansiyeline doğru yolculuk yapmaya başlar. Nefesimiz bir yüksek potansiyeline kavuştuğunda, bilincimiz de aynı şekilde açılmaya, genişlemeye, dönüşmeye devam eder. Bilincimiz açıldıkça da gizli kılınmış olan görünür olmaya başlar.

Nefes alış ve verişimiz bir döngüdür ve bu döngü yaşamımız boyunca daimî olarak devam eder. Tam bağlantılı ve açık nefese sahipsek, nefesimizin bedenimizdeki hareketi bir dalga gibi olur. Nefes aldığımızda nefesimiz alt karnımızdan karnımıza, daha sonra da göğsümüze çıkar. Nefes verdiğimizde ise bunun tam tersi yönünde nefesimiz boşalır. Bedenimizin hangi bölgesine nefesi tam alamıyorsak, nerede ağrı, sızı, sıkışma gibi duyumsamalar var ise o bölgede enerji sıkışması ve dengesizlik olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.

Her nefes aldığımızda nefesimizin ilk durağı alt karnımızda bulunan kök çakramızdır. Dönüşüm kök çakramızda başlar. Kök çakramız korkularımızın toplandığı yerdir. Tüm korkularımız, ikilik bilincinden meydana gelir. Her şeyle ve her şeyden ayrı olduğumuza inanırız. Burada “Ben ve O” enerjisi bizi yönetir. Kök çakramıza nefes alamıyorsak kim olduğumuzu ve gerçekliğimizi unuturuz. Aidiyet duygumuzu kaybederiz. Bedenimizden, Öz’ümüzden, dünyadan, evrenden, Tanrısal olandan ayrı olduğumuz bilinci ile yaşarız.

Kök çakramıza nefes aldıkça ve kök çakramız dengeye geldikçe kim olduğumuzu ve gerçekliğimizi hatırlamaya, hakiki aidiyetin ne olduğunu hissetmeye başlarız. Böylelikle potansiyellerimize giden yolda değişim ve dönüşümün ilk adımı atmış oluruz.

Nefesimizin ikinci durağı rahim bölgemizde bulunan cinsel çakramızdır. Cinsel çakramız, yaratıcı gücümüzün mevcut olduğu ve yaratıcı gücümüzü ortaya koyduğumuz yerdir. Nefesimiz rahmimize tam olarak ulaşmıyorsa kendimizi yalnızca cinsiyetimizden ve bedenimizden ibaret zannederiz. Yaratıcı gücümüzü fark edemeyiz ve yaratıcılığımızı deneyimleyemeyiz. Hayatımızın çoğu alanında suçluluk hissedebiliriz. “Kadın” ve “erkek” tanımlarının içinde sıkışırız ve Öz’ümüzü deneyimleyemeyiz. Sonsuzluğun üstü sınırlarla kapanır.

Cinsel çakramıza nefes aldıkça ve cinsel çakramız dengelendikçe, cinsiyet ve beden tanımlarımızdan eril-dişil dengesine geçiş yaparız. Yaratıcı yönümüz ile yeniden bağ kurarız. Yaratıcı gücümüzü hissederek ve ortaya koyarak yaşamı deneyimlemeye, yaratımlarımızı fark ederek onlara kabul vermeye başlarız. Bu şekilde potansiyellerimize giden yolda ikinci adımı da nefesimizle bütünleştirmiş oluruz.

Cinsel çakramızdan sonra nefesimizin uğradığı üçüncü durak ise karın bölgemizde bulunan mide çakramızdır. Burası güç merkezimiz ve ruhumuz ile bağlantı kurduğumuz yerdir. Mide çakramıza nefesi tam alamıyorsak, mide çakramızda dengesizlikler meydana gelir. Kendimizi eksik ve yetersiz hissedebiliriz. Ruhumuzla bağlantıda olmadığımızda potansiyellerimizi tam olarak deneyimleyemeyiz. İçsel gücümüzü unuturuz ve gücü dışarıda aramaya başlarız.

Nefesimizi mide çakramıza alabildikçe ve ruhumuzla bağlantımız güçlendikçe, tam ve bütün hissetmeye başlarız. Geçmiş ve gelecek ile daha az ilgilenerek anı daha çok yaşayabilir, hayatı daha tutkulu bir hal ile deneyimleyebiliriz. Ruhumuz ile bağlantıda olmanın içsel gücümüzün kendisi olduğunu hissetmeye başlarız. Ruhumuzdan bağımsız değil, ruhumuzla birlikte hareket eder, yaşama ruhumuzla birlikte akabiliriz. Üçüncü adımı da bu şekilde tamamlamış oluruz.

Nefesimizin uğradığı dördüncü ve son durak ise göğüs bölgemizdeki kalp çakramızdır. Kalp bütün potansiyellerimizin mevcut olduğu alandır. Deneyimlerimizin toplandığı alandır. Potansiyellerimizi deneyimlemek için kök çakramızdaki ayrılık bilincinin, cinsel çakramızdaki cinsiyet ve beden tanımlarımızın dönüşmüş olması ve ruhumuzla olan bağlantıyı yeniden hatırlamış olmamız önemlidir. Bu dönüşmüş enerji ile de kalbimize nefes alabiliyorsak, nefesi kalbimizde genişletebiliyorsak en yüksek potansiyelimizi de deneyimleyebiliriz.

Derin bir nefes al.
Nefesinin hareketini izle.

Nefesin önce alt karnına,
Sonra rahmine,
Midene uğrasın.

Ve en son nefesini kalbinde topla.
Genişlet.
Tüm potansiyellerini hisset.

Ve o nefesi yumuşakça bırak…

…ve derin bir nefes daha.

Kendine dönmek, sandığından daha yakın

Bugün Melda ile iletişime geç
ve randevunu oluştur.

Sen ne düşünüyorsun?

İlgili yazılar

Yolculuğunda sana eşlik edecek diğer yazılar.

Katılımcı Yorumu

Katılımcı Yorumu

Katılımcı Yorumu