Benim hayat amacım ne? Ben bu dünyaya neden geldim? Bu dünyaya hizmetim ne olacak? … Bu sorulara aşinayız ve yanıt arıyoruz. Bu bağlamda birçoğumuz dünyaya hizmet etmesi gerektiğine inanabiliyor ve içindeki boşluğu dışarıdaki eylemleri ile doldurmaya çalışabiliyor. Oysaki biz bu dünyaya başkalarına hizmet etmeye gelmedik. Hayat amacımız ailemiz ya da işimiz değil. Hayat amacımız ebeveyn olmak, eş olmak, öğrenci olmak, patron, çalışan, zengin, başarılı, meşhur olmak veya adaleti sağlamak değil. Bunlar yaşamımızın bir kısmını oluşturup yaşamımızda gerektiği kadar var olsa dahi hayat amaçlarımız olamazlar. Çünkü hiçbiri hizmetimiz değildir. Hiçbiri, biz değil, “ben” değil. Tek hizmetimiz kendimizdir, kendimizi bilmek alanında genişlememizdir. Kendimizi bilmek bu dünyaya gelmemizin tek amacıdır. Hepimiz, fark etsek de etmesek de kalbimizin en derininde kendimizi bilme arzusunu taşıyoruz. Kendimizi bilmek, en büyük arzumuz, en derin tutkumuzdur. Kendimizi bilme serüvenimiz zihnimizin konfor alanından çıkarak dönüşme seçimimiz ile başlıyor. Bu dünyada tek bir hizmetimiz var; o da dönüşümümüzün sorumluluğunu sonuna kadar almak. Zihinsel konfor alanımız, kişiliğimizi oluşturan her olguyu; karakterimizi, davranışlarımızı, tüm alışkanlıklarımızı ve tepkilerimizi yönetir. Konfor alanımızı ebeveynlerimiz ve atalarımızdan bize aktarılanlar oluşturur ve yaşamımızdaki öğrenilmişliklerimizle, alışkanlıklarımızla bunu pekiştiriyor oluruz. Bu alan başkaları tarafından bize olmamız, söylememiz ve yapmamız gereken şeylerin yüklendiği alandır. Yaşamımız deneyim örgülerinden oluşur. Aldığımız ilk nefes ile dünya deneyimimiz başlar ve verdiğimiz son nefes ile dünya deneyimimiz sona erer. Biz genişleme ve kendimizi bilme arzusuyla, dünyaya gelmeyi göze alan cesur varlıklarız. Dünyadaki tüm kaos ve düşük titreşimin içinden geçerek en yüksek potansiyelimize, kendimizi bilme haline evrilme deneyiminde olan varlıklarız. Her birimiz yaşam içinde birçok farklı deneyimin içinden geçiyoruz. Birçok düşünce kalıbını, duygu hallerini ve olay döngülerini deneyimliyoruz. Bazılarının içinden değişerek, dönüşerek, öğrenerek kolaylıkla geçebiliyorken bazı deneyimlerin içinde aylarca, hatta senelerce takılı kalabiliyoruz. Aynı deneyim içinde uzun süreler kalmak ise zihnin o deneyim örgüsünü, içindeki duygu ve düşünceleri konfor alanı olarak algılamasına ve o deneyim örgüsüne tutunmasına neden olur. Zihnin tutundukları zaman içinde alışkanlıklarımız ve ihtiyaçlarımız haline dönüşür ve yaşamımızda hizmetini tamamlayan, bırakmamız gerekeni gereğinden fazla tutmamıza sebebiyet verir. Herkes değişim ve dönüşüm istiyor. Herkes hedeflerine ulaşmak istiyor. Ancak bunun için zihnin konfor alanından çıkmayı, tutunduklarını bırakmayı göze alamayabiliyor. Konfor alanının dışındakileri, daha önce deneyimlemediklerini deneyimlemeyi göze alamıyor. Oysaki konfor alanından çıkmayı seçmediğimiz sürece, kendi yaşamımızın içinde kendimizi deneyimlediğimizi zannederken yaşamımızı başkalarının öğrenilmişliklerine göre deneyimlediğimizi fark edemeyiz. Zira dönüşmek ve hedeflerimize ulaşmak için kendi merkezimizde, kendi farkındalığımızda ve kendi enerjimizde olmamız gerekiyor.
Kendi enerjimizde kalmak ancak kendi nefesimizi almak ile mümkündür. Nefesimiz içinde zihnimizi barındırır. Tüm duygu ve düşüncelerimizin enerjisini, öğrenilmişliklerimizi barındırır. Bu yüzden yaşamımızı hangi duygu ve düşünceler ile deneyimlediğimiz aldığımız nefesin enerjisini de belirler. Kendimizi bilme hali, yalnızca kendi enerjimizde kaldığımızda gerçekleşebilir. Kendi nefesimizi almadan içimizdeki arzuyu hissetmekte ve hedeflerimizi gerçekleştirmekte zorlanabiliriz.
Derin bir nefes al.
Tüm arzularının gerçekleşmesinin önünde tek bir engel olsaydı bu ne olurdu?
Tek bir duygu, tek bir düşünce olsaydı bu ne olurdu?
Derin bir nefes daha al.
Hedefine odaklan.
Hedefinin gerçekleştiğini hisset, hayal et ya da imgele.
Şüphe etmeden, sorgulamadan, analiz etmeden…
Eğer bunlardan birisi ya da birkaçı oluyorsa derin bir nefes daha al.
Hedefinin kendisi olduğunu hisset. Hedefin kendisi ol. Buna izin ver.
Derin bir nefes daha al.
Hedefinin önündeki blokajları hisset.
Hedefinin önünü kapatan, geçmişten getirdiğin tüm deneyimleri, tuttuklarını, bırakamadıklarını…
Gelecek kaygını, korkunu…
Hedefinin önüne koyduğun kişileri fark et.
Kendinden daha güçlü kıldığın,
Hayatının merkezine kendin yerine yerleştirdiğin kim ve ne varsa hepsini tek tek fark et.
Şimdi burnundan bağlantılı bir şekilde, birbirini takip eden sakin ve nazik nefesler almaya ve vermeye başla.
Kendini bilmeye izin ver.
Kendini hissetmeye izin ver.
Kendini bilme arzusunun kalbini ve sonra tüm bedenini doldurmasına izin ver…
Zihninin konfor alanından çıkmaya izin ver…
Kendi önümüzdeki en büyük engel biziz.
Arzularımızı bastıran, hedeflerimize giden yolu tıkayan biziz.
Duygu ve düşüncelerimiz…
Şimdi her bir tıkanıklığa nefes al ve sana hizmet etmeyen ne varsa onu dışarı ver.
Bunu yaptıkça hafiflediğini,
Eski enerjinin bedeninden çıktığını,
Yeni enerji ile dolduğunu hisset…
Ve bir daha.
Ve bir daha.
Bir kez daha.
Ve yeniden.
Ve tekrardan…
Her zaman kendimdeyim.
Merkezimdeyim.
Kendi enerjimdeyim.
Ve de öyledir…
…ve derin bir nefes.