BİR-AKIŞ: Bir Akış, Öz’e Bırakış

Alış kelimesi Türkçe’de “almak, edinmek”, bırakış kelimesi ise “koymak, atmak” anlamına gelir. Bu iki kelime hem birbirinin zıttı hem de tamamlayıcısıdır. Yaşamın içindeki döngüleri simgeler. Almak ve bırakmak… Alış ve bırakış… Tıpkı nefes almak ve nefes vermek gibi. Nefesi almanın ve nefesi bırakmanın daimî döngüsü gibi… Alırız ve bırakırız. Bir daha alırız, bir daha bırakırız…

Şimdi derin bir nefes al ve o nefesi bırak.

Aldığın ve bıraktığın nefesler neyi yansıtıyor hiç düşündün mü? Aldığın ve bıraktığın her nefes içinde neyi, neleri barındırıyor?

Almak pasiftir, dişildir. Bırakmak aktiftir, erildir. Aldığımız her nefes bir niyet, bıraktığımız her nefes ise o niyetin deneyim ile tezahür eden halidir. Alış, içsel dünyamızda yaratma, bırakış ise içsel dünyamızı dışsal dünyada deneyimleme halidir.

İçimizde ne var ise dışarıya da onu yansıtırız. İçsel dünyamızda korku varsa dışsal dünyamıza da korkuyu bırakırız. O zaman deneyimlerimiz korkudan gelir. Eğer nefesi şüphe ile alıyorsak, bıraktığımız nefes de içinde şüpheyi barındırır. O zaman şüphe tüm deneyimlerimize hâkim olur. Nefes alırken bir şeyleri hak etmediğimize veya layık olmadığımıza dair bir inancımız var ise, deneyim döngülerimiz bu doğrultuda şekillenir.

Bırakış bir bitiştir, alış ise yeni bir başlangıç. Hizmet etmeyeni bırakmak veya olumsuz, negatif gibi gözükeni salıvermek hakkında birçok telkin ya da olumlama ile karşılaşıyoruz. Peki neyi bıraktığımızı ve bıraktığımızın yerine neyi aldığımızın ne kadar farkındayız? Ne kadar farkındasın?

Senin bırakışın bitişi simgeliyor mu? Yoksa bıraktığını zannettiklerin sadece farklı formlarda, farklı kişi ve deneyimler ile karşına yeniden mi çıkıyor? Bıraktığını zannettiklerini gerçekten bırakabiliyor musun?

Bir korku deneyiminden başka bir korku deneyimine geçiyorsak döngünün tamamlanmadığını görebiliriz. Şüphe ile yarattığımız bir deneyimdeki sıkışmış kod ve inançları dönüştürmek yerine deneyimin içindeki duyguları yok sayıyor ya da o deneyim ile yüzleşemiyorsak, gerçek bırakma haline geçmekte zorlanıyor olduğumuzu anlayabiliriz. Bir deneyimde sevgiyi hak etmediğimizi düşünürken, bir sonraki deneyimde işimizde yükselmeyi ya da başarıyı hak etmediğimizi hissediyorsak, hala aynı döngü içinde olduğumuzu, enerjinin yalnızca farklı formlarda karşımıza çıktığını tespit edebiliriz.

Yaşadığımız tüm deneyimlerin bir sebebi var. Negatif gibi gözüken her deneyimin arkasında dönüşmemiş bir enerji, çocukluktan, anne babalardan veya atalardan gelmiş olan düşünce, kod ve inanç sistemleri var. Bizim tarafımızdan bırakılması gereken döngüler, dönüştürülmesi gereken enerji blokajları var.

Bırakış, sadece o deneyimin içindeki öğretiyi fark ettikten sonra gerçekleşebilir. Bıraktığımız deneyimin içindeki öğretiyi alırsak bırakılan yerini Öz’ümüzün enerjisine, öğretiyi almadan deneyimi yok sayarsak ise bırakılan yerini zihnimizin enerjisine bırakır.

Her bırakış ile bir boşluk meydana gelir. O boşluğun dolması için yeniden bir alış haline geçeriz. O boşluğa ne aldığımız, orayı ne ile doldurduğumuzun farkındalığında olmamız ve öğretilerimizi görmemiz bu yüzden çok önemlidir. Öğretimizi her görmediğimizde, deneyimlerimizdeki dönüşümümüzü ertelediğimizde boşalanın yerini aynı enerjinin farklı bir formu doldurur. Çoğumuzun aynı döngülerden defalarca geçmesi, aynı enerjiler ile uzun süreler mücadele etmeye çalışmasının sebebi budur. Dönüşmeyen bir enerji çokça form, birbirine bağlı onlarca deneyim getirebilir. Deneyim, deneyimi doğurur. Burada boşluk, zihin ile dolar; çünkü burada farkındalık düşüktür.

Derin bir nefes al.

İçinden geçmekte zorlandığın, seni aşağı çektiğini düşündüğün bir deneyimin enerjisini hisset ve kendine sor:
Ben bu deneyimi neden yaşıyorum? Buradaki enerji blokajı nereden geliyor?
Benim bu deneyimde görmem gereken ne?
Benim öğretim ne?

Derin bir nefes daha al ve o nefesi hissederek bırak.
Nefesi tutmak ise akışı bozar. Zihinde takılı kalmak akışı bozar.
Nefesi gerçekten bırakmaya izin ver.
Akışa izin ver.
Deneyimindeki öğretiyi fark etmeye izin ver.

Biz öğretimizi görünce boşluk Öz’ümüzün enerjisi ile dolmaya başlar; çünkü deneyimimiz biter. Öğretimizi görünce genişleriz; zira her öğreti ruhumuza bilgelik katar. Her öğreti, yüksek farkındalık getirir. Olanın ötesine geçmemize, olanın ötesindekini görmemize alan açar. Öğreti gelince deneyimimiz Öz’ümüz ile bütünleşir ve bize hizmet eder hale gelir.

O zaman akış başlar.
O zaman Öz’e bırakış başlar.
Öz’ü içimize alış başlar.
Tam da o zaman kendini asıl olan kendine bırakmaya başlarsın.
Kendinden kendine bırakış başlar.
Tam da o zaman kendini asıl olan kendinle doldurmaya başlarsın.
Kendinden kendine alış başlar.

Bırakış;
Önce Öz’e Bırakış;
Sonra Öz’e Akış,
Daha sonra da Öz’den Akış…
İşte o zaman alış ve bırakış;
Olur daimî akış…

…ve derin bir nefes.

Kendine dönmek, sandığından daha yakın

Bugün Melda ile iletişime geç
ve randevunu oluştur.

Sen ne düşünüyorsun?

İlgili yazılar

Yolculuğunda sana eşlik edecek diğer yazılar.

Katılımcı Yorumu

Katılımcı Yorumu

Katılımcı Yorumu