“Her ne varsa alemde, örneği var ademde. Bul sen seni bu demde, kendine gel kendine.” der Gaybî Sun’ullâh.
(“Her ne varsa alemde, örneği var insanda. Bul sen seni bu nefeste, kendine gel kendine.”)
Alem kelimesi, dünya ve kâinat kelimeleri ile tanımlanır. Dünya, görünen ve bilinen alem olan madde alemi, kâinat ise görünmeyen ve bilinmeyen alemi de kapsayan mana alemidir. Alem kelimesi içinde “al” ve “em” kelimelerini de barındırır. “Al” kelimesi almak fiilinden türemiştir. “Em” kelimesi ise derman, besleyen, koruyan anlamındadır. Alem, aynı zamanda ilim anlamını taşır ki; asıl sır burada başlar.
Alem aranan, bulunan ve ulaşılan bir yer midir, yoksa var olan alemleri hatırlamak ve deneyimlemek midir asıl olan?
Yaratılış tektir, bütündür ve bütün alemleri kapsar. Alemler iç içedir, sonsuzdur ve çok boyutludur. Nefes kendi içinde tüm alemleri barındırır. Kuran’daki Hicr Suresi’nde yer alan “Ona ruhumdan üfledim” tabiriyle de nefesin, kâinatın ve ruhun kendisi olduğunu açıkça görebiliriz. Bu yüzden nefes, madde ile mana alemi arasındaki köprüdür.
Nefesin hem fiziksel (madde) yapısı, hem de sübtil (mana) yapısı vardır. Nefesin fiziksel kısmı oksijen ve diğer gazlardır. Kendini dışsal alemde, bedende gösterir. Sübtil kısmı ise, yaşam enerjimiz, gücümüz, niyetlerimiz, ilmimizdir. Bilincimizin kapılarını açmak için en önemli anahtarlarımızdandır. Kendini içsel alemde gösterir.
İçsel alemimizde ne var ise dışsal alemimizde de o tezahür eder; bu, pek çoğumuzun unuttuğu bir konudur. Hayatın olağan akışında, içsel alemimizi unuttuğumuzda veya yok saydığımıza, yaratılışımızın önemli bir kısmını da aynı şekilde yok saymış oluruz. Zaman içinde odağımızı kaybeder, hakikatimizi unuturuz. Yaratılışı unuturuz.
Hakikatimizi hastalıklar, para, yokluk, savaşlar, dışarıdaki insanlar, olaylar, kısaca yalnızca dışsal etkenler oluşturmaya başlar. Hakikatimizi dışsal etkenler oluşturdukça, onlardan beslenmeye başlarız. Enerjimizi dışsal etkenlere kaptırır, illüzyonu gerçek zannederiz. İllüzyonu yaşamaya başlarız. Oysaki, her birimizin bu hayata yegâne geliş amacı, kendini bilmektir. Hakikati hatırlamaktır. Kendimizi bilmek için de içsel alemimizde genişlememiz, ilmimizi katman katman açmamız gerekir.
Farkında olsak da olmasak da aldığımız her nefes ile kendimizi besleme şansımız vardır. Zira hayatımız, daimî nefes alma ve verme eylemlerinden oluşur. Nefes, yaratılışın hem başı hem sonudur.
Nefes alma eylemi, ihtiyacımız olan her şeyi kendimize alma eylemidir. Aldığımız nefes ile gücümüzü, ilmimizi, niyetimizi, hayat enerjimizi içimize çekeriz. İçimizde bize hizmet etmeyen her ne varsa, onu aldığımız nefes ile yıkarız. Büzeriz. Bir başka deyişle, aldığımız nefes ile kendimizi, dışsal alemimizde olan korkulardan, bağımlılıklardan ve muhtaçlıktan arındırırız. Hakikati içimize çekeriz ve içsel alemimizde hakikate uyanmaya başlarız.
Nefes verme eylemi, ihtiyacımız olmayan her şeyi nazikçe ve şefkatle bırakma eylemidir. Sıkışanı genişletiriz. Boşaltırız. Üzerimizde taşıdığımız bütün yüklerden arınmaya başlarız. Böylelikle düşüncelerimiz, duygularımız hafiflemeye başlar. Hayat deneyimlerimiz de hafiflemeye başlar. Yeni gelecek olana yer açarız. Aynı zamanda verdiğimiz nefes ile gücümüzü, ilmimizi, niyetimizi dışsal alemde deneyimlemeye başlarız.
İçsel alemimizi beslemeden, ilmimizi emmeden dışsal alemimizin değişmesini ve dönüşmesini bekleyemeyiz. Ve bu alemde yalnızca sen varsan, alemleri yaratma gücünü de içinde taşıyorsan, bugüne kadar içsel alemini nasıl inşa ettin? Kendini nelerle besledin? İçsel alemini nelerle doldurdun?
Tek bir nefes ile alemlerin sonsuzluğunun içindeki letafeti deneyimleyebiliriz. Aynı şekilde tek bir nefes ile dışsal alemin etkisindeki sıkışıklığı ve katılığı da deneyimleyebiliriz.
Nefesini bugüne kadar nasıl kullandın?
Nefesin ne kadar dengedeyse, madde ile mana alemin o kadar dengededir.
İçsel alemin ile dışsal alemin o kadar dengededir.
Sen o kadar dengedesindir.
Nefesini ne kadar geniş alabilirsen, kendini de o kadar besleyebilirsin.
Nefesini ne kadar rahat verebilirsen, yeniye de o kadar yer açabilirsin.
Her nefes ile al ve em!
Neye ihtiyacın var ise..
Gücünü al ve em.
Bolluğu al ve em.
Genişlemeyi al ve em.
İlmi al ve em.
Kendini içine al ve em.
Kendini besle.
Sindir.
Gerekeni de bırak.
Ancak sen, kendini yeniden kendi içine çekebilirsin.
Ancak sen, kendini kendine çağırabilirsin.
Kendin için nefesi yalnızca sen alabilirsin.
Kendin için nefesi yalnızca sen verebilirsin.
Alem.
Al-Em.
Al-Em-Deneyimle.
…ve derin bir nefes.