Karma, pek çoğumuzun çekindiği, korktuğu, bazen kaçındığı bir kavram olabiliyor. Bunun en büyük sebebi, yüzyıllardır süregelen karma olgusunun bilinçaltımıza suçluluk, cezalandırılma, ıstırap, acı çekme ve bedel ödeme olarak yerleşmiş olmasıdır. Karma, bir şekli ile neden-sonuç ilişkisini içinde barındırır. Kişinin varlığının geçmişte yaratmış olduğu tüm duygu ve düşüncelerin ve gerçekleştirmiş olduğu tüm eylemlerinin, bugününü ve gelecekteki yaşantısını nasıl şekillendireceğini anlatan kavramdır. Bunu geçmişin enerjisinin bugüne ve geleceğe bir yansıması olarak da düşünebiliriz. Karma enerjisi “ettiğini bulma” olarak da tanımlanabilir. Bu tanım, içinde derin bir korkuyu da beraberinde getirebiliyor.
Birçoğumuzun yanılgısı tam da burada başlar. Karma enerjisinin kendimizden, yani özümüzden daha büyük bir güç olduğuna inanırız. Karmik döngü ve tamamlanmamış ruhsal kontratlarımızın enerjisinin tüm yaşamımızı kontrol ettiğine ve bununla baş edecek gücümüz olmadığına inanırız. Bu düşünce ve duygular eski enerjiden, yani geçmiş ve bitmiş olandan gelir ve buraya takılı kalmak kişinin düşük bilinçte kalmasına yol açar. Bilinçaltındaki inanç ve kodlar kişiyi kontrol eder. Peki ya karma sadece geçmişin yükü değil, aynı zamanda yeni başlangıçlar için anahtarımızsa?
Dünyada her enerji zıt kutbu ile var olur. Karma enerjisinin negatif gibi gözüken enerjileri barındıran bir kutbu olması, zıddında pozitif olarak tanımlayabileceğimiz enerjiyi de beraberinde getirir. Karma, yapısı gereği dönüştürücü ve özgürleştirici gücü yine kendinde taşır. Bu biliş, eski enerjinin dönüşmesinde ve yeni enerjiye yer açılmasında büyük rol oynar. Sorun olarak gördüğümüz şeyin çözümü de aslında kendi içinde gizlidir.
Karma kelimesine yakından baktığımızda, kendi içinde iki zıt enerjinin dengeli birleşimini temsil ettiğini görebiliriz. Sanskritçe dilinde “kar” kelimesi “yapmak ve etmek eylemi” anlamına gelen “kṛ” (कृ) fiilinden türemiştir. Aynı zamanda “yapan” ve “eden” anlamlarını taşır. Bu tanımlar maddeyi, yani dış dünyadaki deneyimi meydana getiren eril enerjiyi temsil eder. “Ma” kelimesi ise birçok dilde olduğu gibi Sanskritçede de anne olan “ma” (मा) kelimesinden meydana gelmiştir. Bu tanım kendi içinde maneviyatı, sevgi ve şefkati de barındırır. Dişil enerjidir, içsel dünyamızdakileri bize yansıtır.
Nefes alma ve verme eylemlerine baktığımızda, nefes alma eylemi “Ma” olan dişil enerjiyi, nefes verme eylemi ise “Kar” olan eril enerjiyi kapsar. Eski enerji ile zihninde hapsolmuş kişi derin nefes almakta ve aldığı nefesi vermekte sıkça zorlanabilir. Bu durumda dişil (özümüzün enerjisi) kapalıdır. Eril (yapma etme enerjimiz) dengeli çalışamaz.
Nefesimiz bizim yaşam enerjimizdir ve bilinç seviyemiz aldığımız nefesin enerjisini etkiler. Karmik enerjilerin dönüşmemiş kısmının (bilinçaltının) etkisinde olan bir kişinin nefesi, karmasının tüm enerjisini içinde tutar. Kişi yaşamında kendini aynı deneyimleri tekrarlarken bulabilir. Nefes aldıkça özünün enerjisi ile bütünleşmek ve onu bedenlemek yerine karmik enerjiyi bedenine indirir. Nefes verdikçe özünün enerji ile yapan ve eden olmak yerine, karmik enerjiyi yaşamında tezahür ettirir. Bu enerji döngüsü dönüşene kadar döngüsel olarak gerçekleşmeye devam eder.
Hatırlamamız gereken en önemli nokta, bu döngüden çıkabilecek, karmamızı dönüştürebilecek gücün ve iradenin yine bizde olduğudur. Yeni enerjiye izin vermek, bilinçli farkındalığı beraberinde getirir. Kişi yaşamında seçim hakkının olduğunu ve özgürleşmenin mümkün olduğunu hissetmeye başlar. Her bilinçli farkındalık bizi eskiden yeniye geçirir. Geçmişi dönüştürür, anı hissettirir ve geleceği yeniden inşa eder.
Yeni enerjiye geçmeye izin veren kişinin nefesi de genişlemeye başlar. Genişleyen nefes içinde yeni olanın enerjisini barındırır. Dişil enerji açığa çıkar, kişi özünü hissetmeye başlar. Nefes verişler rahatlar ve kişi eski enerjiden özgürleşmenin hafifliğini, tüm varlığı ile deneyimlemeye başlar. Kendini hissetmeye başlar. Kendini bilmeye başlar…
Bir an için dur ve bedenini hisset. Burnundan alt karnına doğru yumuşakça bir nefes al. Sonra o nefesi yumuşakça vermeye başla. İlk nefesler yalnızca rahatlamak ve kendini hissetmek için… Acele yok, çaba yok, doğru yanlış yok…
Bunu birkaç kere daha tekrarladıktan sonra farkındalığını kalbine getir. Kalbini, kalbinin varlığını, kalp atışlarını hisset.
Farkındalığını kalbinde tutarak eski enerjiyi bırakmaya ve sana hizmet etmeyen karmik enerjileri dönüştürmeye niyet et.
Hazır olduğunda bedenindeki tüm nefesi ağzından boşalt. Bunu yaparken tüm eski enerjinin bedeninden çıkıp gittiğini hissedebilir ya da imgeleyebilirsin. Dengesiz “Kar” enerjisini salıver.
Şimdi nefes alma ve verme arasında bir boşluk olmayacak şekilde, burnundan alıp verdiğin döngüsel nefeslere başla.
“Ma” ile nefes al. Sevgiyi içine çek. Şefkati içine çek.
“Kar” ile nefes ver. Yapabilme gücünü hisset.
“Ma” ile bir nefes daha al. Özünü bedenine kabul et. Özünün enerjisini bedenine almaya izin ver.
“Kar” ile nefes ver. Tezahür gücünü yaşama aktarmayı seç.
Eski döngüden yeni döngüye geçebilmenin hazzını hissederek nefes almaya ve vermeye istediğin kadar devam edebilirsin… Karma’dan Kar-Ma’ya geçebilirsin, bu yalnızca senin niyetinde… Senin seçiminde… Senin nefesinde… Senin bütünleşmiş enerjinde… Bu yalnızca Sen’de.