Zihnimi nasıl kontrol edebilirim? Zihnime nasıl hükmedebilirim? Düşüncelerimi nasıl durdurabilirim? Anda kalmak için ne yapmam gerekiyor?
Birçoğumuz gündelik hayatımızda bu soruların içinde kayboluyoruz. Zihnimizi “durdurma” ve “susturma” yolları aramaya başlıyoruz. Nefes teknikleri, yoga, meditasyon, kişisel gelişim kitapları, bilinçaltı enerji çalışmaları… Böylelikle fark etmeden zihnimiz ile yarışımız başlıyor.
Beden, zihin, ruh bütünlüğünden uzaklaşarak zihnimize ayrı bir varlık vermeye başlıyoruz. Zihnimizi kendimizden ayrı zannetmeye başlıyoruz. Zihni ayrıştırıyoruz. Tanımlıyoruz. Onu bastırmaya ya da yok etmeye çalışıyoruz. Zaman zaman zihnimizi “düşman” ilan ettiğimiz bile olabiliyor. Ayrışma devam ettikçe, fark etmeden gücümüzü zihnimize vermeye başlıyoruz. Zihnimize hükmedebilecek güce ve bilgeliğe sahip olmamıza rağmen zihnimizin hükmü altında giriyor, kendimizi sıkıştırıyor ve sınırlıyoruz. Bu şekilde içimizde bitmeyen bir kavga hali yaratmış oluyoruz. Zihnimizi “yenmeye” çalıştıkça sonu olmayan bir yenilgiyi de beraberinde yarattığımızı fark etmiyoruz…
Zihnimize varlık verip onu güçlendirdikçe “Zihnimi neden durduramıyorum?” sorumuza zihnimizden cevaplar gelmeye başlıyor: Oysaki her gün dakikalarca, saatlerce meditasyon yapıyorsun! Yoga yapıyorsun, nefes egzersizleri uyguluyorsun. Sürekli kişisel gelişim kitapları okuyorsun. Yine de “beceremiyorsun”! Yine de zihnini susturmayı “başaramıyorsun”! Yaptıklarını “yetmiyor”. Bir şeyleri “yanlış yapıyor” olmalısın… Yine “olmadı”.
Zihin sürekli negatif gibi gözüken cümleler ile titreşimimizi düşürürken, zihnimizden gelen düşüncelerin şimdi anına ait olmadığını kolaylıkla atlayabiliyoruz. Zihin zaman kavramı ile çalışır, ruh ise sadece zamansızlığı bilir. Zihnimiz geçmiş ve gelecek tanımları içinde bizi sıkıştırırken, ruhumuz şimdi anının sınırsızlığını ve sonsuzluğunu içinde barındırır. Zihinde geçmişi bırakamamak ve geleceğe göre yaşamak vardır. Geçmiş travmalar ve gelecek kaygıları vardır. Acılara, öfkeye, değersizliğe, yetersizliğe, suçluluğa tutunmak vardır. Korku, güvensizlik ve çaba vardır. Daimî bir tutunma, bitmeyen döngüler vardır. Zihin bırakmayı sevmezken, ruh tutmayı sevmez. Zihin kurallar, sınırlar ve limitler dahilinde hareket ederken ruhun tek istediği genişlemek ve olanın her an ötesine geçebilmektir.
Şimdi dur ve derin bir nefes al. Zihnin geçmişte mi, gelecekte mi? Zihnini hangi düşünceler yönetiyor? O düşünceler sana mı ait? Yoksa annene, babana, atalarına mı ait? Zihnin hangi zamanlarda geziyor? Önüne neleri koyuyor?
Dönüşüm ve şifa yalnızca şimdi anında gerçekleşebilir. Geçmiş veya gelecekte isek şifa gerçekleşemez. Şimdi anına kendimizi getirebilmenin yegâne aracı ise nefesimizdir. Farkındalıkla alınan tek bir nefes bizi şimdi anına getirir. Bilinçle alınan, içinde ruhun enerjisini barındıran tek bir nefes şifaya açılmamız için yeterlidir. Buna izin vermek yeterlidir.
İnsan beden, zihin ve ruhu olan bir varlıktır. Nefes, insanın her katmanında dönüştürücü rol oynar. Nefes hem bedenimizin hem zihnimizin hem de ruhumuzun enerjisini içinde barındırır. Nefes bedensel katmanda ruhumuzun enerjisini içimize çekmek için kullanılır. Aldığımız her nefes ile ruhumuzun enerjisini bedenimize davet ederiz, bedenimizi ruhumuzun enerjisi ile besleriz. Böylelikle yaşam enerjimizi bedenlemiş oluruz. Zihinsel katmanda ise aldığımız her nefes yeni enerji ve yeni düşünceye yer açarken, verdiğimiz her nefes bize hizmet etmeyen tüm zihinsel düşünceleri, inanç ve kod sistemini salıvermeye hizmet eder. Aldığımız her nefes kendimizi şimdi anına davet etmektir. Ruhsal katmanda ise özümüz ile olan bütünlüğümüzü bize hatırlatır, sezgiseldir.
Nefesimiz ile bedenimizin, zihnimizin ve ruhumuzun enerjisini bütünlemeye başladığımız zaman zihin ona verilmiş olan varlık tanımından özgürleşmeye başlar. Biz özgürleşmeye başlarız. O zaman nefesimiz bedenimizi, ruhumuzu ve zihnimizi kapsamaya, içinde toplamaya başlar. Ruh bedene girer, zihin de eşlik etmeye başlar. Üç’ün Bir’e doğru yolculuğu başlar. Uyumlanırız ve merkezleniriz. Beden, zihin, ruh dengeye oturur. Üç, Bir olur.
Biri sezmek için; Derin bir nefes al. Aldığın nefesin burnundan bedenine girişini hisset, sez. Nefesin tüm bedenine yayıldığını hisset. Titreşiminin yükseldiğini hisset. Bu ruhunu bedenine çağırmaktır. Zihnini şimdi anına çağırmaktır. Bu kendinden kendine bir davettir. Bedeninin içinde gezmektir. Kendini keşfetmek, ruhunla bilme haline açılmaktır.
Bir olmak için; Nefesi yumuşakça vermeye başla. Verdiğin nefesin burnundan çıkışını hisset, sez. Tüm bedeninin rahatladığını ve gevşediğini fark et. Zihninin dinginleştiğini fark et. Bu zihnini şimdi anına getirmektir. Bu kendinden kendine bir davettir. Zihnine yaptığın bedeninle ruhuna katılma davetidir. Zihnin hizmetine izin vermektir. Ruh, beden, zihin bütünlüğü ile yaşamı deneyimlemeye başlamaktır. “Ben” olmak, “Ben’im”i yaşamımıza aktarmayı seçmektir.
Ben için; Bedenine derin bir nefes al. Zihnine derin bir nefes al. Bedenin ruhunla kavuşsun. Zihin katılsın. Nefesi bırak. Beden yumuşasın. Zihin hizmet etsin. Ruh kendini bilsin.
…ve derin bir nefes daha.